Seyahat,  Ukrayna

Kiev Gezi Notları

Kiev, Ukrayna’nın başkenti ve Doğu Avrupa’nın en etkileyici şehirlerinden biri. Üstelik Ukrayna, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz seyahat imkanı sağlayan ülkelerden. Bizim yolumuz da 2021 yılının sonlarına doğru, Covid-19 pandemisinin etkisi azalmaya başlarken, yılbaşı pazarlarını görmek vesilesiyle buraya düştü. Altın kubbeli kiliselerden antik katedrallere, yemyeşil parklardan geniş meydanlara ve kocaman bulvarlara kadar şehirde attığınız her adımda keşfedecek farklı bir şey buluyorsunuz. Slav mimarisi, canlı şehir hayatı ve derli toplu yapısıyla, dondurucu soğuğa rağmen Kiev’de oldukça keyifli vakit geçirdik. Üstelik Kiev, yalnızca atmosferiyle değil, barındırdığı zengin tarihi ve gezilecek pek çok önemli noktasıyla da ziyaretçilerini fazlasıyla tatmin eden bir şehir.

Kiev’e Ne Zaman Gidilir?

Biz Kiev’e Aralık ayının sonunda Noel döneminde gittik. Işıl ışıl süslenmiş meydanlar, tarçın ve sıcak şarap kokusuyla dolu küçük ahşap tezgâhların kurulduğu Noel pazarlarıyla bu dönemi farklı bir atmosferi var. Ancak Kiev gerçekten çok ama çok soğuk bir şehir; öyle ki Orta Avrupa soğuğu yanında hafif kalır desek abartmış olmayız. Üstelik oldukça kuzeyde yer aldığı için kış aylarında gündüzler ciddi anlamda kısa. Hava bulutluysa saat 15.00 gibi ortalık kararmaya başlıyor ve gün, neredeyse tamamen loş bir atmosferde geçiyor. Bu yüzden özellikle Noel pazarlarını görmek ya da karlar altında bir Kiev deneyimi yaşamak gibi net bir amacınız yoksa, seyahat için bahar ya da yaz aylarını tercih etmek çok daha mantıklı olacaktır. Yaz döneminde günlerin uzaması ve havanın ılımasıyla birlikte şehrin parklarını, yürüyüş yollarını ve nehir kıyılarını gezmek için en keyifli zaman olduğu söyleniyor.

Kiev’de Konaklama ve Bazı Bilgiler

Kiev düşündüğünüzden çok daha büyük bir şehir. Bu yüzden şehrin belli başlı noktalarını gezebilmek için en az 3 ila 5 gün arası bir süre ayırmak gerekiyor. Biz 3 günlük bir seyahat planladık ve konaklama için şehrin merkez caddesi üzerinde yer alan Khreshchatyk Otel’i tercih ettik. Merkezi konumu sayesinde birçok yere yürüyerek ulaşabildik.

Kiev’e kışın gitmeyi düşünüyorsanız konaklama seçimi oldukça önemli. Hava sıcaklıkları -20 derecelere kadar düşebildiği için, kaldığınız yerin ısıtma sisteminin mutlaka iyi olduğundan emin olmanızı öneririm. 

Şehrin para birimi Grivna (UAH). Türkiye’den Grivna bulmak zor olabileceği için yanınızda dolar ya da euro ile gidip onları bozdurabilirsiniz. Birçok yerde kredi kartı geçerli olsa da, küçük kafeler, pazarlar ve metro gibi yerler için yanınızda biraz nakit bulundurmak iyi oluyor. Artık malesef Kiev eskiden bahsedildiği kadar ucuz değil. Fiyatlar genelde ya Türkiye’deki kadar ya da bir tık üstü.

Kiev seyahati planlarken iç rahatlatan konulardan biri de vize meselesi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Ukrayna vize istemiyor; üstelik ülkeye pasaportla ya da yeni tip kimlik kartıyla giriş yapmak mümkün.

Kiev’de Ulaşım

Kiev’de ulaşıma geçmeden önce, şehre nasıl geldiğimizden kısaca bahsedelim. Kiev’e İstanbul ve Ankara’dan direkt uçuşlar bulunuyor. Biz Kiev’e Ankara’dan direkt uçuşla ulaştık; uçuş süresi ortalama 1,5–2 saat civarındaydı ve oldukça rahattı.

Kiev oldukça büyük bir şehir ve havalimanı da merkeze biraz uzak bir konumda yer alıyor (yaklaşık 33 km). Bu nedenle, Kiev’e indiğiniz anda ilk soru genelde aynı oluyor: “Şimdi şehir merkezine nasıl geçiyoruz?” Boryspil Havalimanı’ndan şehrin merkez meydanı olan Bağımsızlık Meydanı’na (Maidan Nezalezhnosti) ulaşım için birkaç seçenek bulunuyor:

Havalimanından şehir merkezine ulaşmanın en pratik yollarından biri tren. Terminalden kalkan ekspres trenle yaklaşık 40 dakikada Kiev Merkez Tren Garı (Kyiv-Pasazhyrskyi)’na ulaşıyorsunuz. Yolculuk hızlı ve trafikle uğraşmak istemeyenler için ideal. Tren garına vardıktan sonra, gideceğiniz noktaya ulaşmak için metroya geçebilirsiniz. Bağımsızlık Meydanı’na gitmek için kırmızı hatta binip Khreshchatyk metro durağında inmeniz yeterli. 

Şehir merkezine ulaşım için bir diğer seçenek ise Sky Bus adlı otobüsler. Bu otobüsler havalimanından kalkarak Kharkivska Metro İstasyonu, Merkez Tren Garı ve Southern Railway Station gibi önemli duraklardan geçiyor. Trafiğin durumuna bağlı olarak yolculuk ortalama 45–60 dakika sürüyor. Gideceğiniz noktaya göre sizin için en uygun durakta inip buradan metroya geçebilirsiniz. Bağımsızlık Meydanı’na ulaşmanın en pratik yolu ise Kharkivska Metro İstasyonu’nda ya da Merkez Tren Garı’nda inerek metronun kırmızı hattına geçmek. 

Şehre ilk kez geliyorsanız ya da valizle seyahat ediyorsanız taksi ya da özel araç kullanmak en konforlu seçeneklerden biri oluyor. Uber ve Bolt gibi uygulamalar Kiev’de aktif ve güvenilir; araç bulmak genelde zor olmuyor. Trafiğin durumuna bağlı olarak havalimanından Bağımsızlık Meydanı’na yolculuk ortalama 45–60 dakika sürüyor. Fiyatlar ise Avrupa şehirleriyle kıyaslandığında hâlâ makul seviyelerde.

Şehir içi ulaşımda ise Kiev’in metro ağı ise şehir içinde ulaşımın bel kemiği. Derin istasyonları, Sovyet döneminden kalma mimarisi ve gelişmiş hat yapısıyla hem ilginç hem de kullanışlı. Bağımsızlık Meydanı, metro ağının tam kalbinde yer alıyor. Maidan Nezalezhnosti, Khreshchatyk ve Zoloti Vorota istasyonları birbirine yürüme mesafesinde ve aktarma yapmak oldukça kolay. Bilet sistemi basit; jeton ya da temassız kartla rahatça kullanabiliyorsunuz.

Kiev’de Gezilecek Yerler

Bağımsızlık Meydanı (Maidan Nezaleshnosti)

Bağımsızlık Meydanı, Kiev’in kalbi sayılan ana meydanı ve şehrin en önemli buluşma noktası. Merkezde yer alan metro istasyonları sayesinde ulaşım ağının da tam odak noktasında bulunuyor. Tarih boyunca pek çok siyasi eyleme ve protestolara tanıklık etmiş bu meydan, bugün günlük hayatın aktığı, hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin en çok vakit geçirdiği alanlardan biri. Gündüzleri kalabalık, akşamları ise ışıklarla birlikte daha da canlı bir atmosfere bürünen meydan, Kiev’in enerjisini hissedebileceğiniz yerlerden biri. Şehrin en ünlü caddesi olan Khreshchatyk ise tam olarak bu meydanın önünden geçiyor ve meydanı Kiev’in alışveriş, yeme-içme ve sosyal hayatıyla doğrudan bağlıyor. Bu yüzden Kiev’de gezerken yolunuz mutlaka birkaç kez Bağımsızlık Meydanı’ndan geçiyor. 

Meydanın Khreshchatyk’e bakan karşı tarafında yükselen Zafer Sütunu ise Ukrayna’nın bağımsızlığını simgeleyen en önemli yapılardan biri olarak meydanın anlamını daha da güçlendiriyor.

Khreshchatyk Caddesi

Khreshchatyk Caddesi, gündüzleri alışveriş yapanlar, işine yetişmeye çalışanlar ve turistlerle dolup taşarken; akşamları ise ışıklar altında bambaşka bir atmosfere bürünen, şehrin ana arterlerinden biri. Cadde boyunca Sovyet döneminden kalma anıtsal yapılarla modern mağazaları yan yana görmek, Kiev’in geçmişiyle bugünü nasıl iç içe yaşadığını net şekilde hissettiriyor. Yolunuz buradan geçerse, Roshen çikolatalarının tadına bakmayı da unutmayın.

Sofya Meydanı ve Aziz Sofya Katedrali

Bağımsızlık Meydanı’nın arkasındaki yokuşlardan yukarı doğru ilerlediğinizde, Kiev’in en etkileyici noktalarından biri olan Sofya Meydanı ve Aziz Sofya Katedrali karşınıza çıkıyor. Altın kubbeleri ve büyüleyici mozaikleriyle dikkat çeken Aziz Sofya Katedrali, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve aynı zamanda Kiev’in en eski, en simgesel yapılarından biri olarak kabul ediliyor. 

Biz gittiğimizde meydan ışıl ışıldı; Noel pazarları kurulmuş, alışveriş taklarıyla her yer renklenmişti. Ortamı saran ışıklar, kalabalığın enerjisi ve fonda çalan müziklerle birlikte meydan bambaşka bir havaya bürünmüştü. Biz de kendimizi anın ritmine bıraktık; elimizde sıcak şaraplar, etrafı izleyerek bu büyülü atmosferin tadını çıkardık. Kiev’in kış ruhunu en yoğun hissettiğimiz anlardan biri kesinlikle burasıydı.

St. Michael Altın Kubbeli Manastır (St. Michael’s Golden-Domed Monastery)

Aziz Sofya Katedrali’nden birkaç dakikalık yürüyüş mesafesinde yer alan St. Michael Altın Kubbeli Manastır, Kiev’in en göz alıcı yapılarından biri. Parlak altın kubbeleriyle zaten dikkat çeken manastır, insanı istemsizce durup fotoğraf çekmeye yöneltiyor.

Andriyivski Yokuşu (Andrevski Spusk)

Andriyivski Yokuşu, Kiev’in turistik yerlerinden birisi. Normalde bahar ve yaz döneminde burası sanat galerileri, el yapımı ürünler satan küçük tezgâhlar ve sokak müzisyenleriyle dolu oluyor. Ancak biz kışın gitmemiz sebebiyle çoğu dükkan kapalıydı ve sokaklar boştu. 

Yine de yokuşun tepesindeki Aziz Andreas Kilisesi oldukça etkileyici ve görmeye değer. Burası aynı zamada tepe noktada konumlanması sebebiyle Kiev silüetini izlemek için en güzel noktalardan biri. 

Podil Bölgesi

Andriyivski Yokuşu’ndan aşağıya indiğinizde sizi Podil bölgesi karşılıyor; Kiev’in daha genç, daha enerjik ve daha gündelik yüzü. Dnipro Nehri’ne yakın konumuyla tarih boyunca ticaretin ve sosyal hayatın merkezi olmuş bu semt, bugün kafeleri, barları, küçük butik dükkânları ve üniversite atmosferiyle oldukça canlı bir yapıya sahip.

Semtin merkezi sayılan Kontraktova Square (Kontraktova Ploshcha), tarihi binaları ve meydanın simgesi haline gelen dönme dolabıyla oldukça karakteristik bir atmosfere sahip. Gün içinde canlı ve hareketli olan meydan, akşam saatlerinde daha keyifli ve sakin bir havaya bürünüyor. Noel döneminde ise kurulan süslemeler ve ışıklarla birlikte bambaşka bir görünüme kavuşarak rengârenk ve ışıl ışıl bir buluşma noktasına dönüşüyor.

Meydandan uzanan Vulytsya Petra Sahaidachnoho ise Podil’in en sevilen caddelerinden biri. Kafeler ve restoranlarla çevrili bu cadde, çoğu zaman trafiğe kapalı olduğu için yürüyerek gezmesi çok keyifli. Hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin akşamüstü buluşma noktası haline gelmiş. Burada bir kafeye oturup etrafı izlemek, Kiev’in günlük yaşamına karışmanın en güzel yollarından biri. Şehrin tarihi ve ağır atmosferinden sonra Podil’de ritmin yavaşladığını, şehrin daha rahat bir yüzünü gördüğünüzü fark ediyorsunuz.

Altın Kapı (Zoloti Vorota)

Altın Kapı (Zoloti Vorota), Kiev’in Ortaçağ’dan günümüze ulaşan en önemli tarihi yapılarından biri ve kenti savunma amaçlı yapılmış. 11. yüzyılda inşa edilen bu yapı, bir zamanlar Kiev’e girişin ana kapısıymış ve bugün tarihi bir sembol olarak ayakta duruyor. Hemen çevresindeki park alanı ve müze bölümüyle birlikte, kısa bir mola verip tarihi hissetmek için ideal bir durak. 

Altın Kapı’dan birkaç adım sonra, Kiev’in daha zarif ve entelektüel yüzünü yansıtan Yaroslaviv Val Caddesi başlıyor. Yürüyerek keşfetmesi son derece keyifli olan bu cadde, tarihi apartmanlar, küçük sanat galerileri, kitapçılar ve samimi kafelerle Kiev’de biraz daha yerel halkın yaşadığı bir bölge olarak öne çıkıyor.

Aziz Volodymyr Katedrali

Kiev’de gezerken insanın en çok dikkatini çeken şeylerden biri, neredeyse her köşe başında karşınıza çıkabilen rengârenk katedralleri. Aziz Volodymyr Katedrali de bu sürprizlerden biri. Bir anda geniş bir caddenin ortasında tüm heybetiyle karşınıza çıkıyor ve ister istemez adımlarınızı yavaşlatıp şöyle bi ziyaret etme isteği uyandırıyor.

Mağaralar Manastırı (Pechersk Lavra)

Mağaralar Manastırı yani Pechersk Lavra bir Manastır kompleksi ve Doğu Avrupa’da Ortodoks Hristiyanlığı’nın önemli merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Hem dini hem de tarihi açıdan büyük öneme sahip bu kompleks, Dnipro Nehri’ne bakan konumu, Altın kubbeleri, geniş avluları ve manzarasıyla Kiev’in silüetinde özel bir yere sahip.

Kompleksin en çarpıcı kısmı ise adını aldığı yer altı mağaraları. Burada keşişlerin mezarları ve küçük ibadet alanları bulunuyor. 

Bizim vaktimiz maalesef yetmediği için Pechersk Lavra’yı gezemedik, sadece yoldan geçerken uzaktan görme fırsatı bulduk. Yine de uzaktan bile ne kadar görkemli bir yapı olduğunu anlamak mümkün.

Şehrin temposundan biraz uzaklaşmak ve nefes almak isteyenler için ise Dnipro Nehri kıyıları ve çevresindeki parklar harika bir alternatif. Kışın bile kalın montlarla yapılan yürüyüşler insana iyi geliyor. Yaz aylarında ise buralar bambaşka bir atmosfere bürünüyor ve Kiev’in aslında ne kadar yeşil bir şehir olduğunu fazlasıyla hissettiriyor.

Müzeler ve Saraylar

Bu seyahatimizde müze ve saray gezilerine çok fazla zaman ayıramadık; yine de Kiev’de öne çıkan, vakti olanların mutlaka değerlendirmesi gereken birkaç önemli noktayı sizin için kısaca sıralamak istedim.

Kiev’de müze ve anıt denince ilk akla gelen yapılardan biri Anavatan Heykeli ve II. Dünya Savaşı Müzesi (Motherland Monument). Müze, II. Dünya Savaşı’nı Ukrayna perspektifinden ele alıyor ve anlatımı oldukça güçlü. Ayrıca bulunduğu konum sayesinde Kiev’i yukarıdan izleyebileceğiniz etkileyici bir manzaraya da sahip.

Ukrayna Ulusal Tarih Müzesi, ülkenin geçmişini daha iyi anlamak isteyenler için iyi bir durak. Khanenko Müzesi ise Doğu ve Batı sanatını bir araya getiren koleksiyonuyla, daha sakin ve zarif bir müze deneyimi sunuyor.

Saray tarafında ise Mariyinsky Sarayı, pastel tonları ve barok mimarisiyle şehrin en estetik yapılarından biri. 

Kiev’de Yeme İçme Önerileri

Kiev’de yemek konusu, şehri tanımanın en keyifli yollarından biri. Mutfak kültürü doyurucu, sade ama lezzeti güçlü; soğuk havaya karşı iç ısıtan tatlar ön planda.

Listenin başında elbette borsch (borç) var. Pancar bazlı, ekşi krema ile dengelenmiş, yoğun ve gerçekten iç ısıtan bir çorba. 

Bir diğer klasik ise Chicken Kiev (Kievsky). Dışı çıtır, içi tereyağı dolu bu tavuk yemeği Yanında patates püresi ya da kızarmış patatesle servis ediliyor ve Kiev mutfağının en bilinen lezzetlerinden biri.

Atıştırmalık olarak varenyky mutlaka denenmeli. Mantıya benzeyen bu hamur işi; patatesli, peynirli, mantarlı hatta vişneli versiyonlarıyla sunuluyor. Hem ana yemek hem de tatlı olarak karşınıza çıkabiliyor. Daha sokak lezzeti arayanlar için ise deruny (patates mücveri) güzel bir alternatif.

Kiev’de hem yerel mutfağı denemek hem de pratik ve uygun fiyatlı bir yerde yemek yemek isteyenler için Puzata Hata çok iyi bir seçenek. Şehrin birçok noktasında şubesi bulunan bu restoran zinciri, self-servis sistemiyle çalışıyor ve Ukrayna mutfağının klasiklerini bir arada sunuyor. Özellikle yoğun bir gezi gününde, uzun uzun restoran aramak istemediğiniz anlarda Puzata Hata kurtarıcı oluyor. Kiev’de günlük hayata karışmak ve yerel halkın ne yediğini görmek için de güzel bir durak.

Kiev’de dikkat çeken bir diğer güzel sürpriz ise Gürcü restoranları. Şehirde oldukça yaygınlar ve genelde gerçekten çok başarılılar. Bol hamur, bol peynir, baharatlı etler ve doyurucu tabaklar özellikle soğuk havalarda fazlasıyla tercih ediliyor. Khachapuri (peynirli Gürcü pidesi) ve khinkali (sulu mantı) en bilinen Gürcü lezzetleri arasında.

Damak tadının bize oldukça yakın olması sayesinde, Gürcü restoranları Kiev’de adeta güvenli bir liman. Biz de Kiev’deki ilk günümüzde bir Gürcü restoranı tercih ettik. Sarımsak soslu tavuk sipariş ettik ve gerçekten çok lezzetliydi.

“Biraz daha bize yakın tatlar olsun” diyenler için ise Kırım Tatar mutfağı sunan Musafir harika bir adres. Bu restoran, baharat kullanımı, et yemekleri ve hamur işleriyle Türk damak tadına gerçekten çok yakın. Özellikle uzun bir geziden sonra, tanıdık tatlar yemek insanı fazlasıyla mutlu ediyor. 

Geleneksel Ukrayna lezzetlerini şık bir atmosferde denemek isterseniz, Musafir’le aynı sırada yer alan Pervak iyi bir alternatif. Rustik ve özgün atmosferiyle dikkat çeken Pervak, dekorasyonundan sunumuna kadar oldukça karakterli bir mekân. Özellikle borsch’un farklı yorumlarını tatmak ya da yerel içkiler eşliğinde uzun ve keyifli bir akşam geçirmek için tercih edilebilecek güzel duraklardan biri.

Kievde’ki son gecemizde ise orada yaşayan bir dostumuzun davetiyle şehrin biraz dışında kalan Ukrains’ki Stravy restorana gittik. Burası daha az turistik ve Kiev’de yerel mutfağı deneyimleyebileceğiniz yerlerden biri. Menüde yöresel çeşitli mezeler, borsch, patatesli ve etli ana yemekler, köfteler, salatalar ve ev yapımı tatlılar gibi Ukrayna mutfağının temel lezzetlerini bir arada bulmak mümkün. Ayrıca meyhane tarzında eğlenceler de oluyor.

Kiev’de yemek, sadece “ne yedim” değil, “nerede ve nasıl yedim” meselesi. Uzun masalar, ağır akan sohbetler ve soğuk havaya inat sıcak tabaklar… Şehri gezmenin en lezzetli tamamlayıcısı kesinlikle mutfağı. 

Kısa Kısa Bazı Notlar

Besarabsky Pazarı, Pinchuk Art Centre çevresi ve kırmızı üniversite binasının bulunduğu bölge, Kiev’in hem günlük hayatını hem de kültürel yüzünü en iyi hissettiren noktalardan biri.

Pazarın hemen yakınında bulunan Pinchuk Art Centre, Kiev’in modern ve çağdaş sanat sahnesinin en önemli duraklarından. Sergiler sık sık değişiyor ve üstelik giriş ücretsiz. Şehirde tarihi yapılar arasında dolaştıktan sonra, biraz daha modern ve yaratıcı bir atmosfer görmek isteyenler için güzel bir mola noktası.

Besarabsky Pazarı, Khreshchatyk Caddesi’nin sonunda yer alan, Kiev’in en eski ve en karakteristik kapalı pazarlarından biri. Taze meyve–sebzeler, peynirler, et ürünleri ve yerel lezzetlerle dolu tezgâhlarıyla hem alışveriş yapmak hem de Kievlilerin günlük hayatına karışmak için ideal. Turistik ama hâlâ oldukça yerel bir havası var.

Bu bölgeden biraz yukarı doğru yürüdüğünüzde ise Taras Shevchenko Üniversitesi’nin ikonik kırmızı binası ve hemen yanındaki Taras Shevchenko Parkı karşınıza çıkıyor. Geniş caddeleri, düzenli şehir planı ve üniversite atmosferiyle burası Kiev’in daha ferah ve sakin yüzünü yansıtıyor.

Dünya’nın en derin metro istasyonu olan Arsenalna Kiev’de yer alıyor. Eğer ilginizi çekiyorsa ziyaret edebilirsiniz.

Bir yorum

Semra için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir