Bolu Gezi Notları: Doğanın Başkentine Yolculuk
2025 yılının son seyahatini Bolu’ya gerçekleştirdik. Aslında bu plan tamamen “Artık Yedigöller’i görelim” isteğiyle başladı. Konumu bize biraz uzak olduğu için hep ertelediğimiz bir fikirdi ama bu kez nedense içimize bir cesaret geldi ve rotayı oluşturduk! Madem bu kadar yol geliyoruz, o zaman 3 gece konaklamalı bir gezi yapıp hem şehir merkezini hem de çevresini keşfetmek daha mantıklı olur diye düşündük. İyi ki de öyle yapmışız!

Bolu, doğa sevenler için tam anlamıyla biçilmiş kaftan. Şehir, Karadeniz bölgesinin batısında bulunuyor ve şehir merkezi dağların arasında kurulmuş. Dolayısıyla il sınırları içerisinde dağlık alanlar, çam ağacı ağırlıklı geniş ormanlar, göller, akarsular ve yaylalar bulunuyor. Bu da sakinlik arayanlara, yürüyüş ve fotoğraf çekmeyi sevenlere pek çok alternatif sunuyor. Ayrıca kış aylarında kayak severlerin favorisi olan Kartepe ve Kartalkaya kayak merkezleri de yine Bolu’nun sınırlar içinde yer alıyor.
Bolu’nun şehir merkezi ise küçük, kompakt ve yaşaması oldukça kolay; neredeyse her yere yürüyerek ulaşmak mümkün. Yemek alışkanlığı ve mutfağı da anadolu kültüründen izler taşıyor.
Hazırsanız, gelin bu yolculuğu birlikte keşfedelim.

Bolu’ya Ne Zaman Gidilir?
Bolu, doğanın başkenti olarak biliniyor ve bu yüzden tam anlamıyla zamansız bir şehir diyebiliriz. Biz, çevredeki sararmış yaprak manzaralarını görmek istediğimiz için sonbaharda gitmeyi tercih ettik. Ancak milli parklar ve tabiat alanlarının en yoğun olduğu dönemlerin genellikle bahar ve yaz ayları olduğu söyleniyor.

Bunun dışında kayak yapmak isteyenler ya da karlı manzarayı ve göllerin donmuş hâlini görmek isteyenler için kış ayları da oldukça popüler. Fakat milli parklara giden yollar hem virajlı hem de kışın kar ve yağmur nedeniyle buzlanmaya daha açık olabiliyor. Bu yüzden bu dönemde ziyaret etmeyi düşünüyorsanız kışlık lastik ve zincir kullanımına dikkat etmenizi, araçta gerekli ekipmanların bulunduğundan ve yola kendine güvenen bir şoförle çıktığınızdan emin olmanızı öneririm.
Bolu’ya Ulaşım
Bolu, Batı Karadeniz’de İstanbul ve Ankara’nın tam ortasında sayılabilecek bir konumda yer alıyor. Merkezi konumu sayesinde Düzce, Sakarya, Eskişehir gibi yakın illerden de kolayca araçla ulaşılabiliyor. Bu yüzden kayak, doğa gezileri ya da kısa bir hafta sonu kaçamağı için çevre illerden oldukça fazla ziyaretçi alıyor. Bolu’ya şehirler arası otobüslerle Türkiye’nin hemen her ilinden de ulaşım mümkün.

Bolu’da havalimanı bulunmuyor. Uzak bir şehirden gelecekseniz, şehre en yakın havalimanı Kocaeli’de yer alıyor ve Bolu’ya yaklaşık 145 km mesafede.
Biz Bolu’ya İzmir’den arabayla yaklaşık 6.5–7 saatlik bir yolculuk yaparak geldik. Önce Gebze–İzmir Otoyolu’na girdik; Osmangazi Köprüsü’ne girmeden önceki son çıkış olan Altınova gişelerinden çıkarak Yalova Körfezi kıyısından İzmit’e kadar devam ettik. İzmit’ten sonra Anadolu Otoyolu’na bağlanıp Bolu’ya ulaştık.
Eğer Gebze–İzmir Otoyolu’nu kullanarak geliyorsanız ve tüm yolu otoyoldan gitmek isterseniz, Osmangazi Köprüsü’nden devam edip Kuzey Marmara Otoyolu’na oradan da Anadolu Otoyolu’na bağlanarak alternatif bir rota izleyebilirsiniz.
Bolu’da Konaklama
Bolu’da şehir içinde merkezi bir otelde konaklayabilir ya da doğayla daha iç içe olmak istersen Abant, Yedigöller ve Gölcük çevresindeki bungalovları tercih edebilirsin.
Biz, şehir merkezine birkaç kilometre mesafedeki Hampton by Hilton Bolu’da kaldık. Otelin konforundan oldukça memnun kaldık. Konumunun 14 Burda AVM’ye yakın olması da bizim için oldukça pratikti; şehirde ihtiyaç duyabileceğiniz hemen her şeyi bulabileceğiniz büyük bir alışveriş merkezi olduğu için sık sık uğradık diyebilirim. Otelin kapalı otoparkında elektrikli araç şarj istasyonu bulunması da bizim için ekstra bir avantaj oldu.
Kamp konusunda ise durum biraz farklı: Gölcük Tabiat Parkı’nda ise kamp yapmak tamamen yasak. Abant Gölü’nün belirli bölgelerinde çadır ve karavan kampına izin veriliyor. Yedigöller Milli Parkı’na karavan girişi yasak ancak belirli alanlarda çadır kampı yapılabiliyor.
Bolu Şehir Merkezi ve Yeme İçme
Yukarıda da bahsettiğim gibi Bolu şehir merkezi oldukça küçük ve gezmesi kolay bir yer. Merkezin en bilinen noktası, Beyazıt Cami ve Bolu Belediye Binası’nın bulunduğu meydan. Caminin hemen arkasında ise eski şehir dokusunu yansıtan bir bölge yer alıyor; burada geleneksel mimaride yapılar, küçük çarşı dükkânları bulunuyor.

Meydandan Valilik Binasına uzanan İzzet Baysal Caddesi yayalaştırılmış bir alan ve üzerinde birçok mağaza, kafe ve restoran yer alıyor. Şehirde kısa bir yürüyüş yapmak ve atmosferi solumak için güzel bir cadde. Bu cadde üzerinde hamam binasının bir kısmına yapılmış yöresel bir atmosfere sahip olan Kubbealtı’nın gözlemelerinden mutlaka deneyin. Genelde yoğurtlu sosla servis ediliyor; biz özellikle kıymalı gözlemeyi yoğurtlu olarak çok beğendik — adeta mantı gibi bir hissiyat veriyor. Patlıcanlı ya da diğer çeşitler ise sade hâliyle daha lezzetli oluyor.

Mantı demişken… Bolu mantısı şehirle sıkı şekilde özdeşleşmiş, yöresel mutfağın en tanınan lezzetlerinden biri. Eğer mantı yemek isterseniz, merkezde bulunan Yörem Mantı Unlu Mamüller sıkça önerilen mekanlar arasında.
Ev yemeği tercih edenler için Tranç Bir Kavurma Hikayesi oldukça başarılı bir seçenek; hem lezzetli hem de porsiyonları oldukça doyurucu. Ayrıca yörenin meşhur mengen pilavını da burada denedik ve gerçekten çok lezzetliydi—kuş üzümlü pilava benzeyen hafif tatlı dokusu, et yemekleriyle çok uyumlu bir eşlikçi oluyor. Buraya alternatif olarak Bolu Hanzade Restoran da benzer tarzda, güzel yemekler sunan bir başka adres. Meyhane deneyimi ararsanız Nev Bolu keyifli bir tercih olabilir.

Bolu’nun bir diğer ünlü lezzeti ise çikolatası. Bolçi adıyla bilinen Bolu çikolatası, özellikle sütlü ve fındıklı çeşitleriyle oldukça sevilen bir marka. Şehir ziyaretinin küçük ve tatlı bir hatırası olması açısından alabilirsiniz. Kubbealtı’nın yakınlarında 2 adet dükkanı bulunuyor.

Bölgenin yöresel lezzetlerine değinecek olursak; kızılcık tarhana, sebzeli kuskus, erişte ve helva ilk akla gelenler arasında yer alıyor. Bu ürünlerin çoğu günlük yemeklerde sıkça kullanılıyor.
Bolu Çevresinde Gezilecek Yerler
Gelelim Bolu’nun çevresindeki doğal güzelliklere… Yedigöller, Gölcük ve Abant, bölgeye olan yoğun ilgi nedeniyle 2026 yılından itibaren yalnızca randevu sistemiyle ziyaret edilebilecek. Bu düzenlemeyle hem doğanın korunması hem de ziyaretçi deneyiminin daha kontrollü ve keyifli hale getirilmesi hedefleniyor.
Yedigöller Milli Parkı
Yedigöller, Bolu denince akla gelen ilk yerlerden biri ve tam anlamıyla bir doğa cenneti. Burası bir milli park ve içinde toplam 7 göl bulunuyor. Ulaşım biraz zahmetli; dağ yolunu tırmanarak çıkıyorsunuz. Yol asfalt olsa da virajlı, Bolu merkezden yaklaşık 1 saat sürüyor ve sonlara doğru virajlar iyice artıyor. İki aracın yan yana geçmesi için yol bazı yerlerde dar kalıyor ve telefon çekmeyen noktalar da epey fazla. Buna rağmen yolculuk gerçekten keyifli; yol boyunca sık sık orman manzaraları karşınıza çıkıyor ve doğanın içine doğru ilerlediğinizi hissediyorsunuz.

Sonbahar renklerini yakalamak istiyorsanız en ideal dönem Ekim’in üçüncü haftası ile Kasım başı arası. Fakat bu dönem özellikle hafta sonları oldukça kalabalık oluyor. Kalabalıktan dolayı trafiğin sıkıştığı ve zaman zaman jandarmanın dönüşleri Mengen üzerinden başka bir yola yönlendirdiği söyleniyor. Ancak o yolun bozuk olması nedeniyle sürücülerin zorlandığı da sıkça dile getiriliyor. En yoğun dönemde ortamdan alınacak keyfin azalması da kaçınılmaz. Biz bu sebeple en yoğun dönemi tercih etmedik ve Kasım ayının sonunda, hafta içi sabah saatlerinde Yedigöller’e gittik. Sabah neredeyse bomboştu; öğlene doğru kalabalık artsa da atmosfer hâlâ güzeldi. Yaprakların büyük kısmı dökülmüş olmasına rağmen doğanın büyüsü ve doğanın güzelliği gerçekten etkileyiciydi.

Yedigöller’deki ağaçların güncel renk durumunu merak ediyorsanız, Instagram’da Yedigöller konumunu aratıp paylaşılan hikâyelere bakmak oldukça pratik bir yöntem. Böylece gitmeden önce bölgenin nasıl göründüğüne dair iyi bir fikir edinebilirsiniz.
Milli park sınırına ulaştıktan sonra Arnavut taşlı bir yoldan yokuş aşağı inmeye devam ediyorsunuz. İlk olarak Nazlıgöl, İncegöl, Sazlıgöl ve Kurugöl sizi karşılıyor. Kurugöl şu an su tutmadığı için pek göl görünümünde değil; bahar aylarında Nazlıgöl’ün debisi arttığında dolduğu söyleniyor. Bizim gittiğimiz dönemde ise Nazlıgöl bile oldukça çekilmişti. İnce Göl ve Sazlı Göl de yolun diğer tarafında yer alıyor.

Yaklaşık 1,5 km kadar yokuş aşağı ilerledikten sonra Büyükgöl, Deringöl ve Seringöl karşınıza çıkıyor. Büyükgöl, hem parkın en popüler noktası hem de en çok fotoğraflanan göl. “Mengen yolu” diye bahsedilen yol ise parkın en sonunda, Seringöl’ün devamında yer alıyor.

Milli parkın içinde iki tane tesis bulunuyor: Ziyaretçi Merkezi’yle birlikte konumlanan Sincap Kafe ve Habitat Kafe. Seçenekler oldukça sınırlı olduğu için yanınıza su, atıştırmalıklar ya da bozulmayacak küçük yiyecekler almanız iyi olur. Park oldukça geniş; burada en az 1 saat geçirmeyi planlasanız bile iniş–çıkışlarla birlikte merkeze geri dönmek 3 saate kadar uzayabiliyor. İçeride aynı zamanda WC bulunuyor ancak çok iyi durumda olmadığından kullanırken yanınızda peçete bulundurmanızda fayda var.
Ayrıca park içinde mangal yapmak ve ateş yakmak tamamen yasak.
Parkın içinde yer alan bungalovlarda konaklamak isterseniz tek işletmeci olan Habitat Mesire Evleri’yle iletişime geçmeniz gerekiyor. Karavanla giriş yasak; çadır kampına ise yalnızca belirlenen alanlarda izin veriliyor.

Parkı yukarıdan izlemek isterseniz Bolu yolunun üzerindeki Atmaca Seyir Terası’na çıkabilirsiniz.
Rakım yüksek olduğu için hava, Bolu merkeze göre daha serin oluyor. Sonbahar ve kış aylarında ziyaret edecekseniz mutlaka kalın bir kaban alın. Buraya genel olarak rahat kıyafetlerle gelmenizde fayda var; hava durumuna göre spor ayakkabı ya da kışlık bot tercih edebilirsiniz.

Gölcük Tabiat Parkı
Gölcük, Bolu’nun bir diğer doğa harikası. Göl el yapımı yani doğal değil. Gölcüğün simgesi haline gelmiş olan göl kıyısındaki ev ise Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı devlet konukevi.

Abant Gölü Milli Parkı
Abant Gölü Milli Parkı, çam ve köknar ağaçlarıyla çevrili huzurlu manzarasıyla doğayı hissetmek ve biraz nefes almak isteyen herkes için tercih edilesi bir durak. Gölün etrafında bir araç yolu bulunuyor ve arabayla gölün tamamını turlayabiliyorsunuz. Abant’ta her mevsim ayrı bir atmosfer var; yaz aylarında piknik için keyifli bir ortam sunarken, sonbaharda ise renk geçişleri göz alıcı. Ayrıca Bolu–Abant yolu boyunca doğayla iç içe konaklayabileceğiniz pek çok bungalov ve farklı konaklama seçeneği de bulunuyor.

Akkaya Travertenleri
Akkaya Travertenleri’ni Pamukkale’nin minik bir versiyonu gibi düşünebilirsiniz; beyaz kaya dokusu ve sıcak kaynak sularının oluşturduğu traverten yapıları oldukça etkileyici.

Eğer vaktiniz varsa, bölgeyi daha yakından tanımak ve tarihi Bolu evlerini görmek için ilçelere de bir göz atabilirsiniz. Göynük, Osmanlı döneminden kalma mimarisi, dar sokakları ve özenle restore edilmiş ahşap evleriyle Bolu’nun en karakteristik ilçelerinden biri. Zafer Kulesi ise bölgenin simgesi haline gelmiş. Mudurnu, çarşısı ve Yıldırım Beyazıt Camii ile tarihi dokusu güçlü olan bir diğer Bolu ilçesi. Gerede ise Keçi Kalesi, Asar Kale ve çevredeki yaylalar hem trekking hem de fotoğrafçılık açısından keyifli alternatifler sunan bir yer.


